Gönderen Konu: I'm used to  (Okunma sayısı 11004 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #10 : 14 Ekim 2008, 20:05:22 »
I'm not used to want to be RUSHED INTO giving an answer and have asked for more time.
Cevap vermeyi aceleye getirmeye alışkın değilim ve daha çok zaman istedim.


rush into
1. rush into sth. acele karar vermek.rush someone into sth. birini sıkboğaz edip birşey yaptırmak. aceleye getirmek, düşünmeden girişmek, paldır küldür karar vermek, acele ile girişmek, dalmak, birden girmek.
2. önemsiz şey, hızlı akmak, kızartı, saldırma, hücum, akın, koşmak, sıçrama, fasa fiso, üşüşme, acele etmek, atılma, koşuşturma, koşma, aceley, şiddetli esmek, toplanma, rağbet, düşünmeden girişmek, acele, atılmak, hasırotu, telaş, saz, kızarıklık.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/rush+into.html

Rush into - Do something too quickly ( aşırı derecede aceleyle bir şey yapmak )
Example:
They don't want to be RUSHED INTO giving an answer and have asked for more time.
Cevap vermeyi aceleye getirmek istemezler ve daha çok zaman istediler.
Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).

Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #11 : 14 Ekim 2008, 23:52:34 »
I am used to ENTER FOR the national championship. Ulusal şampiyonaya katılmaya alışkınım.
I have become used to ENTER FOR the national championship for two years. İki yıldır ulusal şampiyonaya katılmaya alışkınım.
I was used to ENTER FOR the national championship. Ulusal şampiyonaya katılmaya alışkındım.
I got used to ENTER FOR the national championship. Ulusal şampiyonaya katılmaya alıştım.
I will soon get used to ENTER FOR the national championship. Ulusal şampiyonaya katılmaya yakında alışacağım.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/enter+for.html

Enter for - Join or enter a competition
Example:
They ENTERED FOR the national championship but weren't good enough.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #12 : 15 Ekim 2008, 13:41:04 »
I'm used to FILL OUT the application form. Başvuru formunu doldurmaya alışkınım.
I was used to FILL OUT the application form. Başvuru formunu doldurmaya alışkındım.
I got used to FILL OUT the application form. Başvuru formunu doldurmaya alıştım.
I will soon get used to FILL OUT the application form. Başvuru formunu doldurmaya yakında alışacağım.
I have become used to FILL OUT the application since 1990. 1990 dan beri başvuru formu doldurmaya alışkınım.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/fill+out.html

Fill out - Complete a form
Example:
I FILLED OUT the application form and mailed it.


fill out    :r:
1. (form vs.) yazıp doldurmak.
2. (formu) doldurmak.
3. toplamak, kilo almak. giderek sismanlamak; doldurmak. doldur. doldur.
4. toplamak, kilo almak.
5. doldur.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #13 : 16 Ekim 2008, 17:29:58 »
I'm used to DREAM UP the scheme for the improvements. Geliştirmek için bir proje hayalimde oluşturmaya alışkınım.
I was used to DREAM UP the scheme for the improvements. Geliştirmek için bir proje hayalimde oluşturmaya alışkındım.
I got used to DREAM UP the scheme for the improvements. Geliştirmek için bir proje hayalimde oluşturmaya alıştım.
I have become used to DREAM UP the scheme for the improvements for three years. Geliştirmek için bir proje hayalimde oluşturmaya 3 yıldır alışkınım.

I will soon get used to DREAM UP the scheme for the improvements. Geliştirmek için bir proje hayalimde oluşturmaya yakında alışacağım.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/dream+up.html

Dream up - Invent something, have an idea ( bir şey icat etmek, bir fikre sahip olmak)
Example:
They DREAMED UP the scheme for the improvements and it was accepted by the board.
Onlar, geliştirmek için bir projeye sahipler ve bu proje yönetim kurulu tarafından onaylandı.

dream up:
1. k. dili hayalinde yaratmak. dream sth. up hayalinde yaratmak. k. dili hayalinde yaratmak. hayalinde yaratmak, uydurmak, icat etmek.
« Son Düzenleme: 16 Ekim 2008, 17:32:36 Gönderen: ayşe »

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #14 : 17 Ekim 2008, 16:13:34 »
The police officer is used to HAND my licence BACK. Polis mumuru ehliyetimi geri vermeye alışkındır.


http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/hand+back.html

Hand back - Return
Example:
The police officer checked my licence, then HANDED it BACK.
Polis memuru ehliyetimi kontrol etti, ondan sonra onu geri verdi.

hand back
1. geri vermek.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #15 : 28 Ekim 2008, 18:02:21 »
I am not used to SWEEP THROUGH the exams. Sınavları kolayca geçmeye alışkın değilim.
I am used to SWEEP THROUGH the exams. Sınavları kolayca geçmeye alışkınım.
I was used to SWEEP THROUGH the exams. Sınavları kolayca geçmeye alışkındın.
I got used to SWEEP THROUGH the exams. Sınavları kolayca geçmeye alıştım.
I will soon get used to SWEEP THROUGH the exams. Sınavları kolayca geçmeye yakında alışacağım.
I have become used to SWEEP THROUGH the exams for two years. İki yıldır sınavları kolayca geçmeye alışkınım.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/sweep+through.html

Sweep through - Pass easily, succeed
Example:
She SWEPT THROUGH the exams. Sınavı kolayca geçti.


Sweep through - Move quickly through
Example:
The disease SWEPT THROUGH the population.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #16 : 28 Ekim 2008, 21:37:08 »
I am used to ALLOW FOR delays when planning a journey. Bir yolculuk planladığım zaman gecikmeleri göz önünde tutmaya alışkınım.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/allow+for.html

Allow for - Include something in a plan or calculation
Example:
You should ALLOW FOR delays when planning a journey.
Bir yolculuk planladığın zaman gecikmeleri hesaba katmalısın.


allow for
1. göz önünde tutmak. -i hesaba katmak. göz önüne almak, hesaba katmak. -i hesaba katmak.
2.  için izin vermek.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #17 : 31 Ekim 2008, 00:52:38 »
I am used to ASK FOR the menu. Yemek listesini istemeye alışkınım.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/ask+for.html

Ask for - To provoke a negative reaction
Example:
You're ASKING FOR trouble.


Ask for - Request to have or be given
Example:
I ASKED FOR the menu.


ask for
1. istemek.
2. 1- istemek , aramak.
3. soru sormak. rica et. sormak, aramak, talep etmek, istemek. rica et. rica et. istemek.
4. rica et.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #18 : 01 Kasım 2008, 21:29:55 »
I am used to EAT IN. Evde yemek yemeye alışkınım.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/eat+in.html

Eat in - Eat at home
Example:
We didn't feel like going to a restaurant so we ATE IN.
Restorana gitmeyi canımız istemedi bu yüzden evde yedik.

feel like:
1. canı -mek istemek. gibi hisset. cani istemek. gibi hisset. gibi hisset. canı istemek.
2. gibi hisset.

Çevrimdışı ayşe

  • V.I.P.
  • *****
  • İleti: 2,073
  • Karma: 1026
I'm used to
« Yanıtla #19 : 02 Kasım 2008, 13:07:34 »
I am used to IRON OUT the tax problems. Vergi problemlerini gidermeye alışkınım.

http://www.usingenglish.com/reference/phrasal-verbs/iron+out.html

Iron out - Remove small problems or irregularities
Example:
The management team IRONED OUT the tax problems before they gave the project the OK.


iron out
1. ütüleyerek (buruşuklukları) gidermek.
2. (pürüz, sorun v.b.´ni) gidermek. iron sth. out cozmek,aciklamak,puruzleri gidermek. ütüle.
3. ütüleyerek (buruşuklukları) gidermek.
4. (pürüz, sorun v.b.´ni) gidermek. ütüyle açmak, ortadan kaldırmak, gidermek.
5. ütüle.


Share via facebook Share via technorati Share via twitter